ANASAYFA

 

 

Vedat KARA  

vedat@amasyaligazetesi.com

 

Amasyalılık üzerine ironik yaklaşımlar…
(14.05. 2008)


Geçtiğimiz günlerde; “ Amasyalı, Amasya’yı sever, Amasyalıyı sevmez.”dedi, bir ağabeymiz.
Bu sözde bir doğruluk var sanırım…
***
Bu konuda derin tahlillere girmeyeceğim, işin ironik yönüne küçük bir vurgu yapmak yeterli bence…
***
Amasya biraz Türkiye gibi… Somut örneği, seçim sonuçlarında bile görürsünüz... Amasya’nın seçim sonuçları, çoğunlukla Türkiye genel seçim sonuçlarına uyar… Derler ki, -Söyleyenlerin yalancısıyım, ben bir yerde okumadım!- İsmet İnönü, “Bana Amasya’nın sonucunu öğrenin yeter!” dermiş.
Bu seçim örneğinden yola çıkarak, verdiğimiz bu örneği çoğu toplumsal davranış içinde genelleyerek söyleyebiliriz ki; Türk insanının ne tür kronik davranışları varsa, Amasyalıda da görürüsünüz…. O zaman bu tür yanlışları sadece Amasyalılığa iliştirmek doğru olmaz…
***
Madem çok eleştirmeyeceğiz, neden buna değindik?
Ukalalığımızı bağışlayın, gazeteci toplumun sıkıntılarını, duygularını, sevincini hissetmeli… Dolayısı ile bu tür sıkıntıları hissetmekten şikayetçi olmamalıyız, lakin bazen öyle basit şeyler size intikal ediyor ki, canınızın “Tak Noktasını” buluyor…
İşte bizde bu “Tak Noktasında” bu genel olumsuz yönlerimize vurgu yapmadan geçemiyoruz… Lakin çok ta bu olumsuzlukların altını çizmenin bir faydası yok sanırım… Biz güzelliklerimize, güzel yönlerimize bakalım…
***
Efendim! Örneğin, Amasya’da okuma yazma bilmeyenlerin oranı, Türkiye’nin çok çok altında… (Altını çiziyorum; bilenlerin değil, bilmeyenlerin…) Hatta, Dünya ortalamasının da çok altında… Bu oran AB ülkelerinde, 0 ile 1 arasında… İşte Amasya çoğu Avrupa ülkesinin bile üzerinde diyebileceğimiz bir okur yazar sayısına sahip…
E, bakın güzel bir yönümüzü bulduk… Gerçekten bu övünülecek bir konu…
Buradan yola çıkarak, bir değerlendirme yaparsak; sadece Amasyalının okuma oranından çok başka özelliklerini de görebiliriz…
Nedir bunlar?
Amasyalı sadece okumak yazmakla kalmamış, bunu ilerletmişte… Bugün ülkemizin pek çok üniversitesinde, bir Amasyalı öğretim görevlisine rastlayabilirisiniz… Pek çok kamu ve özel kuruluşun en tepelerinde bir Amasyalıya rastlayabilirisiniz…
Bunlar elbette bir tesadüf değil! Amasyalı, Amasya’da toprakta yetişmiştir… Ama o topraktan yetişen, doyan kuşak, yeri geldiğinde o toprağını satıp çocuğunu okutmuştur…
Hani yeri geldiğinde söyleriz ya! “Her şeyin başı eğitim…” Bu söz çok ta kuru kuru söylenmiş bir söz değildir, Amasyalı için…
Belki bu başarılarımızı görürsek, biraz daha kendimize güvenimiz artar ve yazımın başında belirttiğim küçük işlerle uğraşmaktan kurtuluruz…
***
Yazımı yine İnönü’ye atıfla bitirmek istiyorum; bir sözü vardır ki, herkes bilir: “Bu ülkede namussuzlar kadar, namuslu insanlarda cesur olmadıkça bu işler düzelmez.”
Amasya’nın okuyan, üreten, düşünen, yeniliğe açık insanları da, bu vasıfsız dedikoducular kadar konuşmadıkça, daha çok bu küçük işlerle uğraşısız…
***
Düşünen, araştıran, öğrenmeye çalışan, üreten, hoşgörü sahibi, küçük hesapları olmayan her Amasyalı ile bir arada olmaktan mutluk duyacağız…
Bu son sözüm gazetem ve kendi adıma…


 

Sol, soluk alır mı?
29.04. 2008)

CHP bir kez daha kendine özgü bir kongre gerçekleştirdi…. Satan memnun da, alan memnun mu bilemeyiz?
Başlığını “sol” olarak attığım bir yazıya neden CHP ile başladım? Yada neden başlamayayım?
Aslında ben CHP’nin sol bir parti olduğuna inananlardan değilim. Çünkü muhafazakarlığın adı “sol”olamaz!
Lakin şu var ki; CHP’liler kendini solcu sanıyor. İşin tuhafı toplumda onları solcu sayıyor. Bize de öyle değerlendirmek düşer…
Biz yinede kongrenin olumlu yönünden bakalım ve Amasya Milletvekilimiz Hüseyin Ünsal’ın PM’ye girmesine sevinelim.
Hemşehrilerimizin bulundukları alanlarda Amasya’yı güçlü bir temsil noktasına ulaşması Amasyalılık duygusu ile baktığımızda mutluluk verici olduğunu söyleyebilirim.
***
Sol için birkaç şey söylemek gerekirse; özellikle CHP’nin solda ki alanı boşaltarak, hızla muhafazakarlaştırdığı bir ortamda dün olduğundan daha güçlü bir mücadele vermesi gerektiğini kavramakta sanırım kimse güçlük çekmez…
Aslında baktığımızda “dün” savunduğumuz sol değerler, bugün de geçerliliğini, önemini ve yaşamsallığını koruyor. Burada sorun yok… Sorun, bakışta…
***
Ne yapılabilir? Ne yapılmalı?
Demokratik kitle örgütleri, sendikalar, sivil toplum örgütleri kısacası tüm örgütlü yapılar hızla kurumsal kimliklerini, kurumsal bilinçlerini, kurumsal ilişkilerini evrensel boyutlarda yaşama dönüştürmeli.
Bunun dışında, Sosyalist sol açısından çok şey söylenebilir ama, asıl Sosyal demokrasi açısından bir şeyler söylemek gerekli… Toplumsal sorunların çözümünde Sosyal demokrasinin yeterli olmadığını düşünsem de, ileri bir demokrasinin kurgulanmasında çağdaş bir sosyal demokrasiye ihtiyaç olduğu konusunda bir kuşkum yok.
Bu açıdan acilen gerçek Sosyal demokratların CHP’nin boşalttığı bu alana el atmaları gerektiğine inanıyorum.

 

Amasyalı Gazetesi Nasıl bir gazete…
21.04. 2008)


Evet, zamanı geldi! Artık, elinizde tuttuğunuz bu gazete ile ilgili yazabiliriz.
Amasyalı…
***
On beş milyonu aşan insanın yaşadığı bu kentte, sayısı yüz binlerle ifade edilen bir hedef kitlesine yönelen AMASYALI Gazetesi…
***
Bir arkadaşımız neden çıkardığınızı bir açıklasanız bu gazeteyi demişti… Biz yinede lafı biraz dolandırmaktan yanayız… Neden bu gazeteyi yayınladığımızla ilgili iki kelam edelim ama; asıl, “nasıl bir gazete” konusuna değinelim bu hafta… Sonra… Sonra, daha çok anlatırız nasılsa… Bizim oraların deyişiyle, “hele işi görelim”…
***
İlk olarak, evet! Neden Amasyalı:
Belki girişte de bir cümle ile niyetimizi açıkladığımız gibi, bu büyük metropolde, bir mağrur coğrafyanın çocukları olarak, ortak paydası aynı olan Amasyalıları, bir ortak platformda buluşturmak; Amasyalılara dönük, bağımsız iyi bir gazete yayınlamak…
Bu konuda çok hamasi şeyler yazmak istemiyorum… Hedefimiz, özellikle İstanbul’da ki Amasyalılara yönelik; sade, tarafsız, bağımsız bir gazete oluşturmak…
****
Nasıl bir gazeteye gelince:
Gazetecilerin bir “meslek anayasası” var: Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi! 1999’da Türkiye Gazeteler Cemiyeti tarafından hazırlandı. Basın Senatosu tarafından da oylanarak kabul edildi.
Bu metin de yer alan “gazetecinin temel görevleri ve ilkeleri” bölümünde aynen şunlar yazıyor:
Gazeteci barıştan yanadır.
Gazeteci demokrasiden yanıdır.
Gazeteci insan haklarından yanadır.
Gazeteci milliyet, cinsiyet, etnisite, dil, din, sınıf ve felsefi inanç ayrımcılığı yapmaz.
Gazeteci insanlar, topluluklar ve uluslar arasında nefreti, düşmanlığı körükleyici yayından kaçınır.
Gazeteci, bir ulusun, bir topluluğun ve bireylerin kültürel değerlerini ve inançlarını saldırı konusu yapamaz.
Gazeteci her türden şiddeti haklı gösteren, özendiren, kışkırtan yayın yapamaz.
Gazeteci devleti yönetenlerin belirlediği ulusal ve uluslararası politika konularında ön yargılara değil, halkın haber alma hakkına dayanır.
***
Bunlar her kesime, her kafaya, uyar mı, bilmem? Ama biz gazeteciyiz, uymak zorundayız. Zorunluluktan da öte, Amasyalı Gazetesi yayın ekibi olarak, bu değerleri önemsiyor ve uymak istiyoruz. Meslek ahlakı bunu gerektiriyor ve biz bu gerekliliğe layık olmak için elimizden geleni yapacağız.
***
Bu değerlere pek çok ek yapılabilir ama, genel olarak, bu gazetenin yayın politikasını da özetlediğini düşünüyorum.
Bunlara ek olarak, Amasyalılar ve Amasya açısından özel hedeflerimizde var elbet… Bunlar, Amasyalılar ile Amasya arasında bir iletişim köprüsü olabilmek, Amasya’nın tanıtımına, Amasya’nın, kültürel, sosyal ve ekonomik değerlerinin gelişimine katkı sağlamak ve…
Ve o hamasete kaçabilecek pek çok hedef…
***
Son söz bazı Amasyalılara:
Lütfen hobilerinizle, gazeteciliği karıştırmayın… Çok bilinen bir söz: “Yarım doktor candan, yarım imam dinden eder”derler… Sözümüz anlayana…
***
Amasyalı Gazetesi; düşünen, üreten, paylaşan, dayanışma gösteren, sosyal yönü olan, kültüre önem veren, başta tüm insanları olmak üzere, Amasyalıları ve Amasya’yı seven tüm Amasyalıların Gazetesi olmayı hedefliyor…
Bu yolda bizleri yalnız bırakmayacağınıza olan inancımızla hepinizi yürekten selamlıyoruz…

 

 


 

Amasyalı olmak…
(15.04. 2008)

Amasya, Anadolu’nun göç veren illerinden birisi… 80’li yıllara baktığımızda, orta yaşın üzerindeki her Amasyalı; İlimizin, merkez ve köylerinin önemli bir nüfusa sahip olduğunu anımsar. Ama, bugün baktığımızda o sokaklarında şen şakrak koştuğumuz köylerimizin çoğunu, yaşlıların beklediğini de hepimiz içimiz burkularak görürüz…
90’lı yıllarda hız kazanan bu göçler, son yıllarda bir parça da olsa yavaşlamıştır. Bunda, Amasya, Merzifon başta olmak üzere ilçe merkezlerinde yaşanan gelişmelerin etkisi çoktur. Bir başka etki ise, büyük kentlerde yaşamanın artık daha zor hale gelmesi, azda olsa bu göçü tersine çevirmektedir.
***
Şüphesiz Amasya dışında, en çok Amasyalı, İstanbul’da yaşamaktadır. Çeşitli kurumların, İstanbul’da yaşayanların, geldikleri illerin menşei ile ilgili çalışmalarda; İstanbul’da yaşayan Amasyalıların nüfusunun 450 bine yaklaştığı görülmektedir. Ayrıca bu rakam, nüfus kağıdında kayıtlı olduğu il olarak belirlendiği düşünülünce, bu rakamın biraz daha fazla olabileceği ortaya çıkıyor.
***
Bu rakam, gerçekten ciddi bir rakamdır. Amasya’nın nüfusu düşünüldüğünde, bu rakamın önemi daha çok ortaya çıkar.
Bu kadar önemli bir nüfusa sahip olunmasına rağmen, İstanbul’da yaşayan Amasyalıların içi biraz buruktur. Kiminle, “Amasyalılık” üzerine konuşsak, bir parça serzenişi hemen fark edersiniz.
Nedir bu serzeniş?
Bu serzeniş; Amasyalıların aralarındaki ilişkilerin, dayanışmanın yeterli olmadığıdır.
***
Hem Amasya’da, hem İstanbul’da yaşayan bir Amasyalı gazeteci olarak, gözlemlerim doğrultusunda şunu belirtmeliyim ki, bu serzeniş haklı olmakla beraber, son yıllarda, Amasyalı Derneklerin çabaları ile bir parça aşılmaya çalışılmaktadır. Bu çabada ASİAD ve ADEF’in enerjisini takdir etmek gerekiyor…
***
Şüphesiz dernekler, İstanbul’da yaşayan Amasyalıların, “Amasyalılık” bilincini oluşturmada, korumada çok önemli bir görev yürüteceklerdir. Sivil Toplum Kuruluşlarının yanı sıra; kültürlerin oluşmasında, korunmasında ve taşınmasında bir başka görevi de basın yürütür.
Bizler, elinizde ilk sayısını tuttuğunuz bu gazete ile, İstanbul’da yaşayan Amasyalıların; tanışması, kaynaşması, birbirinden haberdar olması için bir iletişim mecrası oluşturmak; “doğduğunuz yerle”, “doyduğunuz yer” arasında köprü olmak için yola çıktık…
Bizleri yalnız bırakmayacağınıza inanarak, tüm Amasyalıları selamlıyoruz…